Place Branding: Bir şehrin, bölgenin ve bir ülkenin ekonomik, politik, sosyal ve kültürel gelişimini marka stratejilerini ve diğer pazarlama tekniklerini kullanarak değiştirme eylemi (Kerr, 2006)
Destination Branding: Bir bölgeyi diğerlerinden farklı kılmaya yarayan ve onu tanımlayan bir isim, sembol, logo, kelime veya grafik tasarımların birleşimlerdir. Buna ek olarak, mekan ile eşsiz bir bağlantı içinde olup, içeriğinde akıllarda kalacak bir gezi anısı yaratma vaadini taşır. Tüm farklı özellikleri tek bir çatı altında toplayıp bir deneyim sunma, yani bir nevi hediye paketi sunmaktır. Kerr, 2006.
Abercrombie’yi pazarlamak kolay çünkü çok fazla fikirle çıkmıyorlar karşınıza fakat destinasyon pazarlaması zor. Mesela bir ülkeyi pazarlamaktan bahsedelim. Çünkü bir ülkenin birden fazla vurgulanacak özelliği olacaktır. Tüm hepsini bir mesaj küpü yapmak algılayanlar açısından zorlayıcı olacaktır. Çok yönlülük negatif bir özellik olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca herkesin farklı beklentileri olacak. Ben Türkiye için kültür zenginliğinden bahsedip tanıtım yapsam, deniz güneş turizmi isteyenleri göz ardı etmiş olacağım ve onları elimden kaybedeceğim. Bir diğer zorlanılan nokta da bütçe bulunması olacak. Fakat tekrar yetkililere bildiriyorum. Fonlama sağlandığı takdirde bireysel olarak tüm ülkeleri gezip 20-30 yaş aralığındaki gruba ülkemizi seve seve tanıtırım.
Birçok ‘bölge pazarlaması’ farkındalık yaratma aşamasından ileri geçemedi. Veya sadece logo, sembol veya bir slogan oluşturmakla geldiği yerde kaldı. Eyleme geçemedi. Bu tür atılımlarda başarıya ulaşanlar da genelde şu noktaları vurguladıkları için başarı yakaladılar:
- Kimisi tarihi ön plana çekti.
- Kimisi yerli halkın temel değerlerini vurguladı.
- Kimi zaman ünlüler ile bağlantılandırarak dikkat çekildi.
- Bazen başkent olma özelliği nedeniyle şehirler ilgi çekti.
- Bazen de kozmopolit yapıda olması şehirlere tanıtımda avantaj sağladı
Kısa zamanlı kampanyalarla ön plana çıkan da oldu; uzun soluklu,konumlandırma stratejileri ile sağlam adımlarla merdivenleri çıkan da oldu.
Bu konu hakkında kitap yazanlar da oldu:
Destination Branding for Small Cities, Bill Baker
Bir ülkenin pazarlamasını yapmak hızlı tüketim ürünleri pazarlaması yapmaktan daha komplike ve bur yüzden de daha güzel. Öncelikle rekabetin çok yüksek olduğu bir ortamdan bahsediyoruz. Elimizde Türkiye gibi çok güzel bir denek var. Yakınımızdaki Yunanistana gelen turist oranına bakın bir de bizimkine bakın.
Yunanistan için veriler şöyle:
2005 13.3 milyon,
2006 14.5 milyon,
2007 15.29 milyon.
Türkiye için;
2005 21,1 milyon
2006 19,8 milyon
2007 23.3 milyon,
2008 26.3 milyon,
2009 27 milyon
2010 28,6 milyon
Açıkçası bu rakamları görmeden önce Türkiye’nin daha az turist çektiğini düşünüyordum ama yanılmışım. Bir yabancı kaynaklı haber sitesinde şuna rastladım:
Artan enflasyonla Yunanisanın övündüğü turizm endüstrisi kırılmaya başlıyor. Amerikadan ve diğer ülkelerden gelen yabancı turist sayısı azalıyor. Daha ucuz yerleri tercih ediyorlar. Ve rekabette Türkiye’nin daha uygun bütçeli tatil sunma gücü Yunanistan’ı bu endüstride alt konumlara çekiyor.Şaşırdım, demek ki yerden yere vurmayı alışmışız artık komşudan daha iyi duruma olunca şaşırıyoruz…
Konuma geri döneyim, rekabet açısından çok değişken ve zor bir ortam mevcut. Uuluslararası platforma inandırıcılığı arttırmak ve yatırımcının güvenini kazanmak lazım. Bütçesiz yürümüyor bu işler. Uluslararası güçlü bağlantılar kurmak lazım. Yani bir nevi koalisyon gerekiyor.
Ekonomik getirilere bakarsak, turist kazanımı, ülke içi yatırımın artması, ihraç edilen ürünlerin çeşitliliğinin ve miktarının artması ve yetenekli insanlar açısından ülkenin çekiciliğinin artması gibi noktaları sıralayabiliriz.
Bu gelişmelerin ivme kazanmasını sağlayacak şeylerde illki devlet ve özel sektörün işbirliği içinde çalışması, uluslararası yatırım fonlarının çiçek gibi açması, rakamsal artışın olması 🙂 politik yapının daha sağlam hale gelmesi olarak sıralanabilir.
Şimdi biraz görsellik katalım çok bunaltıcı olmasın… Aşağıda ülkelerin kendilerini temsil eden logo çalışmalarını göreceksiniz. Kıbrıs, Yunanistan ve İspanya’da deniz güneş teması hakim. Hollanda tipik laleyi kullanmış. İrlanda yeşilliğini vurgulayan bir yaprakla sahnede. Kanada ve Britanya bayrağından esinlenmiş. Avustralyada kanguru var.

Aşağıdaki logoyu görmeyen kalmamıştır diye düşünüyorum. Peki bu I Love N Y logosunun maliyeti hakkındaki tahminlerinizi alayım???

2. İnanılır olmalı (Seven çok, o yüzden inandırıcı. I love 5. dünya ülkesi şeklinde bir deneme başarılı olmazdı kanımca.)
Turkey: Tourism Minister Expects 30 million Tourists in 2010, http://www.seeurope.net/?q=node/18786, 20 Ocak 2010