Kategori arşivi: Genel

Google Servisleri

Bugün aklınıza takılan her soru için koşup bilgi aradığınız yer Google. Google’ın hayata geçişi 1998 yılında olmuştur. Aslen Larry page ve Sergey Brin adlı iki Stanford doktora öğrencisi tarafından bir tez çalışması olarak başladı. Amaçları interneti bölümlere ayırmak ve istenilen bilgiye daha kolay ulaşmaktı. Önce Stanford dahilinde kullanıma açıldı daha sonra da sınırlarını bizlere ulaşana dek genişletti.
Google kullandığı teknoloji ve kullanıcı arabirimi tasarım ile rakiplerinden çok farklıdır. Diğer arama motorları anahtar sözcük ararken Google Pagerank denilen bir teknolojiyi kullanır. Pagerank sisteminde Google Türkiye Pazarlama Direktörü Mustafa İçil’in bile bilmediği, formülü açıklanmayan bir sürü etken varmış.

Google’ın diğer ürünlerinden haberdar olmayan, sadece arama motoru olarak kullananlarımız çoktur. Bu sebeple yazımda Google’ın daha az bilinen servislerini kısaca sizlere tanıtacağım.


www.google.com/trends

Aradığınız bir kelimenin veya kelime grubunun hangi zaman aralığında kaç kere arandığını gösteren bir Google servisidir. Site bizlere çizgi grafiği ile trendleri gösterir.

Mesela Hadise yazıldığında ortaya çıkan grafiği sizlerle paylaşmak istedim.

2005 yılının ortasına kadar Hadise kelimesi hiç aranmazken 2005’in ikinci yarısından sonra Hadise kelimesi aranmaya başlamış. Arama sonuçlarında bize aramaların zirve yaptığı noktalardaki önemli olaylar yani zirvenin sebebi de veriliyor. 2008’in ikince yarısında Hadise’nin Eurovision’da Türkiye’yi temsil haberi ile arama motorlarında hit olduğunu görebiliriz. Sonraki zirve de Eurovision’da “Düm Tek”i seslendirmesi sonrasında oluşmuştur.
Ayrıca ülke/şehir gibi kategoriler belirleyerek arama kriterlerinizi daraltma böylece daha net bir sonuç elde etme imkânınız var. Google Trend servisi, yalnızca Google arama motorunda aranılan kelimelerin istatistiklerine ulaşmanıza değil, ziyaret edilen web sitelerin tirajlarını çizgi grafik halinde görmenize de imkân tanır. Mesela arama çubuğuna sozluk.sourtimes.org yazarak sitenin tirajını görmek mümkündür.
Ayrıc aranan kelimeyi en çok googlelayan ülke, şehir ve arama yapılan diller de sonuçlar arasında bulunuyor. Mesela Hadise yazdığım zaman bölge olarak en çok Türkiye daha sonra Belçika ve Hollanda’nın Hadise yazıp arama yaptığını görüyorum. Şehir olarak da En başka Erzurum sonra Diyarbakır geliyor. Aynı şekilde en çok hangi dilde arama yapıldığını görmek de mümkün.

www.google.com/alerts

Bu servis seçmiş olduğunuz konuda, sizin yerinize dünyadaki bilgi servislerini, blogları, haber sitelerini, web sayfalarını inceler, ilgi alanınıza girenleri inceler ve tarama yapar. Bu tarama sonucunda sizing kriterlerinize uyanları mail olarak sizlere geçer. Google Alerts’de aramak istenilen bilgi filtreler yardımı ile netleştirilebilir ve fazlalıklardan arındırılabilir.

Örnek vermek gerekirse ENSO hakkında bloglarda yazılan yazılar mail adresime gelsin istiyorum. Süre olarak da haftada bir iletilmesini istiyorum.

Tüm seçimleri yaptıktan sonra haftada bir mail adresime enso ile ilgili çıkan haberler gelmeye başlıyor. Arama kriterlerini ben blog olarak seçtim fakat haberler, internet, gruplar ve hepsi gibi seçeneklerim de mevcut. Ayrıca mail halinde gelmesin RSS olarak gelsin derseniz o da mümkün. Zaman dilimi olarak da haftalık veya günlük gibi iki opsiyon sunuyor size Google.

docs.google.com
Google doküman servisi, web tabanlı bir Word dosyası gibidir veya Excel gibi. Online olarak çalışmanızı sağlar ve bir dökümanı bilgisayarınıza indirmeden birçok farklı yerden son güncel haline erişerek ekleme yapmanızı sağlar. Bu dokümanı paylaşmak istediğiniz kişileri belirlediğinizde, o kişilere erişim hakkı vermiş bulunursunuz. Güvenli bir ortamda bilgilerin saklanması, her zaman her yerden erişim sağlanması ve yazı üstünde oynama yapılabilmesi, kimlerin dökümana erişebileceğini belirleme imkanınız olması bu hizmetin avantajıdır. En güzel yanı ise sürekli gelişmekte olması ve sizin güncelleştirmeler peşinde koşmanızı gerektirmemesidir.

scholar.google.com.tr

Yazımda özellikle Google’ın bu servisine yer vermek istedim. Araştırma gerektiren bütün derslerimde her zaman için başyardımcım olmuştur. Akademik makalelere her zaman her yerde erişme imkanı bulacaksınız. “Google Akademik” olarak Türkçe dilindeki akademik makalelere de erişme şansınız var. Aynen seyhan.library.boun.edu.tr adresindeki gibi hatta biraz daha detaylı bir arama yapabilirsiniz. İstediğiniz kelimeleri aramaya dahil edip, aramada çıkmasını istemediğiniz kelimeleri de belirtebilirsiniz. Ayrıca yazar, yayın evi, basım tarihi ve konu şeklinde de bir alan belirleyebilir ve aramalarınızı bu şekilde yapabilirsiniz. Denemek için Kotler yazdığımda, pazarlamanın babası “Philip Kotler” ve kitabı “Principles of Marketing” ikinci sırada belirdi. Siz de birkaç arama yapmayı deneyin, bu arama motorunun size büyük faydası dokunacak, göreceksiniz.

www.google.com/calendar

Gününüzü planlamak bir işkenceye dönüşmesin, unutkan arkadaşlarınız 2’deki toplantıya gelmeyi unutmasın diye Google bu servisi sizlere sunuyor. Bu hizmet sayesinde programınızı arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Cep telefonundan programınıza erişebilirsiniz. Benim en sevdiğim özelliği ise buluşma veya toplantıları unutma ihtimalinize karşı belirlediğiniz saatte (örn: 1 saat önce) e-mail veya rss ile size ve diğer katılımcılara hatırlatıyor. Hatta cebinize sms olarak da hatırlatma geçebiliyor. İnternetiniz yokken çevirim dışı erişimle de programınıza erişebilirsiniz. Ve tüm bu hizmetler ücretsiz.

Google son kullanıcılara bir çok ürün sunmanın yanı sıra, özellikle yazılım geliştiricilerin kendi uygulamalarında Google ürünlerinden faydalanmalarını ve Google ‘ a entegrasyonlarını sağlamaları için bir çok farklı servisi de hizmete sunmuştur. Bu servisler ile yazılımlar entegre edilerek bir çok google hizmetinden yararlanabilirsiniz. Konu ile ilgili geniş kaynaklardan birisi de Türkçe içerikli bir blog olan www.misjournal.com adresidir.

Bing, Çok Yakında…

Kumo
Kumo

Microsoft, Windows live search’ün yerini tutacak bir arama motoru olan Bing’i 28 Mayıs itibari ile tanıtmaya başladı. Bing, daha önce Kumo adı ile biliniyordu. Şimdiki hali ise daha farklı. Yeni bir adı var ve geliştirildi. Amaç Live Search’ün yerini tutacak bir arama motoru dizayn etmek. 1 Haziranda kimi şanslı kullanıcılar Bing’i denemeye başlayabilecek. 3 Haziran’dan itibaren de Bing Microsoft’un resmen arama motoru olacak. Tanıtımlar önce Amerika ve Kanada’yı hedefler şekilde olacak. Devamında ise Asya’ya doğru kayarak Çin, Japonya ve Avustralya’da tanıtımlara devam edilmesi planlanıyor.

Bing’in Google’da olmayan biz özelliği, aradığınız şey için size alt başlıklar sunacak olması. Ama en tutarlı sonuçları size sunma konusunda Bing Google’ı hala geçebilecek gibi gözükmüyor.

Bing
Bing

Bildiğiniz gibi Google size Webde arama yapma opsiyonunun yanı sıra videolar arasında arama yapma olanağı da sunuyor. Bing de böyle bir olanak sağlıyor hatta video’ların dizilişi itibari ile Google’a karşı avantaj sağladığını söylemek mümkün. Google’da videolar dikey biçimde ve her satırda bir video şeklinde çıkarken Bing’de hem dikey hem de yatay şekilde gösterilerek alan verimli kullanılmış.

Şimdi Bing’in tanıtım kısmına geri dönmek istiyorum. Bing’i pazarlamak için 100 milyon dolar harcanmış. Şimdiden buralardan bile duyduk yani yerine ulaşmış, başarılı olmuş. Fakat ben Microsoft’tan Google’ın tahtını sarsacak bir hareket beklerdim.  Çok uzun süredir sessizlik ve gizli bir çalışma… Sonucu bu mudur? Yani Microsoft yapabileceğinin en iyisi bu mudur?

Arkadaşlar Bing hakkındaki düşüncelerime gelince, Google en iyi sonuçları çıkaran bir aram motoru dizayn etti. Şu ana kadar ondan daha iyisi çıkmadı. Microsoft ise tüm enerjisini bunu taklit etmek için ayırdı. Olay şu ki Google kadar iyi olacağına hiç inanmıyorum. Ben Microsoft’tan bizleri şaşırtacak, beklemediğimiz bir ürünle çıkagelmesini dilerdim. Yenilikçi olmak bu demek değil midir?

Bing
Bing

Pomegranatephone NS08 – NovaScotia

Uzun süredir piyasa yeni olan veya yakında satışa sunulacak ürünler incelemiyordum. Biraz kurcalayayım haber okuyayım dedim. Derken karşıma pomegranatephone NS08 diye birşey çıktı. Söylendiğine göre birçok şeyi yapabilen bir telefonmuş. Nartelefon olarak birebir çevirisi yapılabilir. İddiaya göre bir alete birçok şeyi koymuşlar.

Telefonla arama yapabiliyorsunuz, e-mail gönderebiliyorsunuz, internette gezinebiliyorsunuz., GPS navigasyon, entegre kamera, video kaydedici… Bu özellikler zaten her telefonda var. Bunda ise daha şaşırtıcı şeyler var.

Projeksiyon makinası gibi kullanıyorsunuz. Aparatına yerleştirince duvara film yansıtıp izlemenize imkan sağlıyor. Bir diğer özelliği ise tüm dillere anında sesli çeviri sağlıyor.Tanıtım videsunda Fas’lı ile Kanada’lı oturuyorlar ve telefonu karşısındakine doğru tutarak İngilizce soru soruyor: Proje çalışmaları nasıl gidiyor? Telefon hemen çeviriyor artık nasıl çevirdiğini ben bilemiyorum :)

Sonraki özelliği Kahve makinası işlevi görmesi.

Daha ilginç bir özelliği traş makinası olarak çalışması. İstediğiniz her an kullanabiliyorsunuz.

Artık daha neler diyerek şaşırdığım bir özellik de mızıka gibi çalışması…

Sizden isteğim linke tıklayıp bir de kendi gözünüzle görmeniz. O zaman bu yazıyı yazmaktaki amacıma ulaşacağım. O hissi yaşamanız lazım :)

Bütün bunları okuyunca insanın gözünü sol üstte duran “release date” yani piyasaya sunulacağı tarih butonu dikkat çekiyor. Ben de bastım oraya ne zamanmış ne kadara acaba dedim ve çok güzel birşeyle karşılaştım:

Ekrana bir nar geldi, patladı ve şu yazılar geçti: Gelecekte birgün belki istediğiniz tüm herşeyi bir alette bulmanız mümkün olacak. Fakat şu an bir mekanda dilediğiniz herşeye sahip olmanız mümkün. “NovaScotia” araştırmak için biraz zaman ayırın. Sizlere sunduğumuz şeyler sizi şaşırtacak diyor. Ve anladığım kadarıyla Kanada’dalı bir mimarın şirketi olduğunu anlıyorum ve Avrupa pazarına açılmayı istiyor.

Kendimi kandırılmış gibi hissettim… Ama dikkatimi çekmeyi başardı. Ayrıca Japonya’da cep telefonunu gerçekten saçma sapan şeyleri yapmak için kullanıyorlar diye duymuştum. Traş makinesi kısmını kesinlikl duymuştum. O yüzden bir süre gerçek mi yoksa sadece pazarlama oyunu mu işin içinden çıkamadım. Son olarak pazarlama oyunu olduğunu fark ettim ve bloguma hemen taşımalıyım bunu dedim.

T&T Günlükleri – 1

7 Mayıs – 10 Mayıs tarihleri arasında, Marmara Üniversitesi Haydarpaşa kampüsünde düzenlenen Thinker and Talker 2009 kampına katıldım. Buradan kampla ilgili görüşlerimi ve konuşmacıların söylediklerinden aklımda kalan kısımları sizlerle paylaşacağım.


Sempozyum 4 günlüktü. Ilk gün açılış yapıldı ve TEMA proje yarışmasında dereceye gidenlerin ödülleri verildi. Daha doğrusu yapılmış ve verilmiş, çünkü ilk gün okul dolayısıyla katılamadım. 2. gün satış-pazarlama günüydü, 3. Gün reklamcılık  ve 4. Gün de girişimcilik günüydü. Şimdi sizlerle bu güzel deneyimimi paylaşacağım. Bir seri oluşturup her gün için bir yazı yazmayı düşünüyorum.

1. Gün Satış ve Pazarlama (5 Oturum)

BİRİNCİ OTURUM

Konu: Pazarlama Ne Değildir?

Konuşmacılar:
Mustafa İçil, Google Türkiye Pazarlama Direktörü
Eren Kantarlı, Google Türkiye Ürün Pazarlama Müdürü

” Pazarlama ne değildir?” diye konuya girdi Mustafa Bey. İyi bir pazarlamacının özelliklerinden bahsetti. Vizyoner, bilgili, cesaretli, çevik, hayal gücü kuvvetli, iyi bir lider ve şanslı olması gerekiyormuş. Daha sonra pazarlamada kullanılan araçların 3 kolonluk bir listesini gösterdi. Bunlardan terim olarak “ SEM ve SEO” ‘yu ilk defa duymuştum. Arkadaşlar SEM Search Engine Marketing’miş yani arama motoru pazarlaması, SEO da Search Engine Optimization yani Arama Motoru ile nasıl daha yukarılarda çıkılır, konum nasıl iyileştirir bununla alakalıymış. Yine bana yeni olan bir diğer terim Ters ürün yerleştirme”ydi. Burada da gerçekte var olmayan bir markayı filmlerde kullanmak sonra o markanın çok ses getirmesi veya filmde çok dikkat çekmesi üzerine birisinin o ticari ismi satın alıp hayata geçirmesiymiş. Konuşmasının son kısımlarında da marka değerini oluşturan ögeleri sadakat, kalite hissiyatı, rekabet, güven ve bilinirlik olarak saydı. Pazarlamada olmazsa olmaz segmentation’un altını çizdi. Ve pazarda var olabilmek için resimlerle beraber sunduğu 4 özellikten bahsederek konuşmasını kapattı. Baykuş resmi ve bilgili olmak, maymun resmi ve çevik olmak, arı resmi ve verimli olmak, çita resmi ve hızlı olmak… Bu arada Mustafa Bey Google Alerts ve Google Trends’i anlattı. Burada özet geçeyim hemen. Google’da birisi “Sena Beşkardeş” diye arama yaptığında xyz123@gmail.com mail adresine bu bildirilsin istiyorum. Bu arandığı anda, günlük veya haftalık olarak bildirilsin dediğinde bunu gerçekleştiren servistir. Google Trends de aranılan kelimelerin oluşturduğu trendleri görmenize yarayan bir servis. Mesela yılbaşında Hadise’nin Düm Tek Tek yayınlandığında “Hadise” nin trend tablosunda bir yukarı çıkış olmuş. Aynı şekilde mayo bikini kelimeleri de yaz kış dönemleri sebebiyle dalga dagla bir trend veriyor.

Söz Eren Kantarlı’ya geçince kendisi herhalde terfi bekliyor olsa gerek ya da bir geçiş olsun diye espri yaptı, olayın içinde olmayınca tam anlayamadığımız bir söz söyledi, gülücükler mülücüklerden sonra başladı hedef kitlesi olan öğrenci segmentine google araçlarını anlatmaya.

“Intitle:tiyatro” yazıp arama yaparsanız sitenin başlığında tiyatro olan sonuçlar çıkacaktır.

“çay –akarsu -belediye” yazdığınızda içilen çayı ararsınız ama başına “-“ koyduğunuz terimlerin bulunmadığı metinler sıralanır.

“Hadise-Düm Tek Tek filetype:mp3” dediğinizde size dosya formatı mp3 olan çıktıları sunar

“kayıt site:marmara.edu.tr” dediğinizde marmara.edu.tr sitesi içindeki kayıt sayfasını sizin için bulur.

“hava İstanbul” yazınca meteoroloji.gov.tr ile olan ortak anlaşma sayesinde size hava durumu verir

“1200 TRY in GBP” merkez bankasındaki güncel verilerle size döviz hesaplarında yardımcı olur

Ayrıca Google Docs ve Google Takvim’in sağladığı kolaylıklardan bahsettikten sonra o günkü en kral sunumu yapmış olmanın gururu ile Peugeot 206’sına binip gitmiş olmalı Eren Bey 🙂

Kişisel fikrim, Mustafa İçil’in konuşmasından sonra tüm konuşmalar yavan geldi. İdol kıstasımı bir seviye daha yükseltiyorum artık. Eren Bey’den Mustafa Bey’e terfi ettirdim :]

İKİNCİ OTURUM

Konu: Youth Marketing

Konuşmacılar:
Merthan Kaleli, Microsoft Eğlence ve Cihazlar Ülke Müdürü
Deniz Sağlam, Freudenberg TR Vileda Marka Müdürü
Levent Soygür, Coca Cola Pazarlama Varlıkları Müdürü
Harika Gündem, Philips Healthcare HUB SEE Ülkeleri ve Türkiye  Pazarlama  Koordinatörü

Harika Hanım başladı konuşmaya, elinde verilerle pazarı tanıttı. Nüfusumuzun %50’si 30 yaş altında. Ortalama yaş 71. 1 kişinin 50 yıllık bir kullanıcı olma potansiyeli var. Yani yapılan pazarlama çok değerli. Peki trendlere geçersek onların oluşumunda etkili olan sosyal faktörler (referans kişi, arkadaş, aile, statü ve roller), psikolojik faktörler (öğrenme, algı, motivasyon) ve kişisel faktörler geliyor. Artık çocuklar 18 aylıkken marka ayırt etmeye başlıyorlar, 2 yaşında marka ismini telaffuz ediyorlar (bkz: Danone) ve ABD’de gençler 145 kere marka tartışıyorlarmış ki bu yetişkinlerin marka tartışmasının 2 katıymış. Gençliğin özellikleri de yenilikçi olmak, çabuk tüketmek, hızlı yaşamak, çabuk eskitmek, teknoloji odaklı ürünlerde aileleri etkilemekmiş.

Daha sonra sözü Merthan Kaleli aldı. Birçok siteden bahsetti bizlere. Microsoftun yarışmalarına davet etti. http://gencsengeleceksin.spaces.live.com/ , http://dreamsparktr.msakademik.net/ , http://imaginecup.com/ , http://www.microsoft.com/studentstobusiness/home/default.aspx , ve Liveintern@Microsoft adlı programlarından bahsetti. Kendisinin sunumundan kıyafetinden özensizliğinden pek memnun kalmadım. Ellerinde kalan son koz olan hotmailin Türkiye Pazar payı ile övündü, ama özensiz tutuk ve zamanlaması kötü sunumu ile de heartshare denilen insanın gönlünden geçen ürünlerin Pazar payında bir kayba uğradı.

Söz Deniz Sağlam’a geçince pek not almamışım o esnada. Ya çok akıcıydı sunum ya da biraz dağıldım herhalde J

Ve son olarak kendisini masada otururken bir hayli çok süzdüğüm, nasıl bir tip olduğunu anlamaya çalışıp asla ama asla bulamadığım kişi, Levent Soygür çıktı. Gıcık mı olsam acaba derken konuşmaya başladı ve kafamdaki o gıcık imajı bir yana helal olsun denilesi o imajı çizdi. Kendisi az fıkra anlatmadı sunumunu renklendirdi. Bizlere Milli takım Kore’ye giderken yayınlanmak üzere çekilen 4 adet reklam filmini de izleterek markasının reklamını yaptı. Planlamanın öneminden bahsederken şöyle bir fıkra anlattı. İstanbul’a bir tünel yapacaklarmış. Farklı yerlerden firmaları çağırmışlar ve görüşmelerde bilgi istemişler. İngiliz firması, “ Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur. 30 metrelik enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz” demiş. Japon firması ise “Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum fark 20 cm olacak” demiş. Temel’i de çağırmışlar… Temel demiş ki “ Biz de iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluşursak ne ala, yok buluşamazsak iki tane tüneliniz olur” demiş.

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Konu: Digital Marketing

Konuşmacılar:
Alemşah Öztürk , 41? 29! Ajans Başkanı
Nuri Çankaya, Microsoft Türkiye Grup Pazarlama Müdürü
Caner Sandıkçı, Reklamz Şirketler Grubu İcra Komitesi Başkanı
Yüce Zerey, Türk Hava Yolları E-Ticaret Müdürü

Alemşah Bey kendi işlerinden bizlere bahsettikten sonra, Google Video arama motorunun tanıtımı için yapılmış düşük maliyetli ve yaratıcı reklam çalışmaları gösterdi. Buraya linklerini koymak isterim ama bulamadım. Alemşah Bey’den istedim bakalım geri dönerse ilk işim linkleri buraya koyup kendisine teşekkür etmek olur. Daha sonra Augmented Reality den bahsetti ve http://ge.ecomagination.com/smartgrid/#/augmented_reality linkinden önce resmi print edin dah sonra solar veya wind power seçeneklerinden birini seçin. Kameranızı ve mikrofonunuzu açın. Siteye kamera ve mikrofonunuza erişme izni verin. Ve kameraya resmi tutun. Şaka gibi  Hatta ben videosu çektim buradan bakabilirsiniz: http://www.youtube.com/watch?v=h6kVzEOhiU0 veya youtube.com’da “augmented reality sena5k” yazarsanız da çıkıyor karşınıza.
Daha sonra Pınar Bücan sahneye çıkarak Doritos’un Kanka vs Sevgili yarışmasından bahsetti. Daha sonra Mobil TV ve telefonun Japonya’da kullanım amaçları gibi bir sürü farklı konuya değinerek ufkumuzu açtı. http://www.aerodeon.com.tr/ adresinde yaptıkları işlerle ilgili detay bulabilirsiniz.

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Konu: Satışta İletişim

Konuşmacılar:
Fetih Saygı, Eno Bilişim Ortağı
Turgay Aksoyer, TTNET  Kurumsal Satış Yöneticisi

Fethi Beyin söylediklerinden aklımda kalan “Gizli İkna Teknikleri” adındaki kitaptan bahsettiğiydi. Ayrıca AIDA modeli ile insanların etkilenme sürecini incelemişti. Bilmeyenler için AIDA modelinde 4 adım var. Sırası: Attention, Interest, Desire ve Action. Yani önce dikkatini çeker, sonra ilgilenmeye başlarsın, sonra onu istersin son olarak da harekete geçersin.

Sonra Turgay bey sahneye geçti. Özetle satış yapacağınız kişiyle görüşürken bir ön araştırma yapıp da gidin, onu dinleyin ve onu dinlerken yaşadığı heyecanı paylaşın, ilgilenin dedi. Kılık kıyafetinize özen gösterin, ASLA çamurlu ayakkabılarla gezmeyin, insanların tehlike aurasına girmeyin. Hatta uygulamalı olarak da gösteri bu tehlike aurası meselesini. Hoş ben onu psikoloji dersinde gördüğümde ismi bu değildi ama neydi hatırlayamadım, o sebeple olduğu gibi kabul ediyorum. Müşteriniz size fiziksel temasta bulunuyorsa siz de ona %50’si oranında karşılık veriniz. Buna %50 kuralı dedi kendisi. Ve asla yapılmayacak hataları sıraladı: Müşterinizle asla din, dil, ırk, siyaset, politika, takım gibi konularda tartışmayın hatta konuyu bile açmayın dedi.
Ve bilgi konusuna da gelirken çok alıp az verin dedi. İletişimin temel kuralı budur arkadaşlar dedi. Çok efektif bir sunum tarzı vardı,konsantrasyonu dağıtmıyor aksine sürekli olarak dikkati çekmeyi başarıyordu, çok beğendim.

BEŞİNCİ OTURUM

Konu: Becel Vaka Çalışması

Konuşmacı:
Işıl Bayraktar, Becel Ürün Müdürü

Işıl Bayraktar, İzmirli genç bir bayan. Yanılmıyorsam Boğaziçi İşletme mezunuydu. Becel’in “Kalbini sev kırmızı giy” kampanyasından bahsetti bizlere. Becel Türkiye’de 18 yaşındaymış. Hedef kitlesi de 35-40 civarı bay ve bayanlarmış.

Durum özetle budur. Bir sonraki yazımda da sempozyumun 2. gününü sizlerle paylaşacağım.
Keyifli günler 🙂

Google Toplantı


Burada Tag’leme olmuyor ama sol baştan sayayım: Ben, Lauren Usui, Arzu’nun arkadaşı, Arzu, Zach Yeskel, Ali

1 Mayıs’ta Google BÜMED ‘de (Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği) bir organizasyon gerçekleştirdi. Erkek arkadaşım sayesinde bu organizasyondan haberdar oldum. Pek fazla duyurmamışlar açıkçası sağa sola. Herhangi bir şirketin gelip kendini anlatması gibi değildi daha farklı bir organizasyondu. Herşeyden önce interaktifti, planlıydı ve Google kendisine olan hayranlığımı bir kat daha pekiştirdi. Girişte katılımcılara yaka kartı verilmesi hoşuma gitti. Hazırlanılmış güzel bir organizasyondu.


Öncelikle katılım için rezervasyon yaptırmanız gerekiyordu. Katılımcıların çoğunluğu Boğaziçi Üniversitesi ve Galatasaray Üniversitesi öğrencisiydi. Az sayıda da İTÜ, Bahçeşehir Üniversitesi öğrencisi de vardı. Toplantı 2 saat sürdü. 1 Mayıs olması dolayısıyla planlanan saatten (13:00) yarım saat daha geç başladı. Toplantı dememin sebebi şu: Salona girdiğim anda yaklaşık olarak 10 tane yuvarlak toplantı masası saydım diye hatırlıyorum. Her masanın üstünde o masanın üyelerinin konusu olacak olan GMail, Adwords ve Maps gibi konu bildiren bir etiketler vardı. Her masa 8 misafir için hazırlanmış, Google defterleri ve Google kalemleri yerleştirilmişti. Google’ın özgür ruhuna uygun olarak kenarda self-servis kahve çay, meşrubat masası vardı.

Toplantının gidişatını bizlere Eren Kantarlı, Google Türkiye Ürün Pazarlama Müdürü, anlattı. Eren Bey’in rahat ama kendine güvenen konuşması olayın gidişatı hakkında ipucu veriyordu. Google yetkilileri her 6 ayda bir gezerlermiş dünyanın bir ülkesini ve buradaki kullanıcıların ürünlere bakışı hakkında fikir sahibi olmaya çalışırlarmış. Eren Bey’in dediğine göre bir önceki gün dansöz kültürümüzü tanımışlar J Eren Bey programın ana hatlarından bahsettikten sonra her masaya iki Google çalışanı geldi. Benim masama Lauren Usui (Product Marketing Manager) ve Zach Yeksel (Product Marketing Manager) geldi. Hiç zaman kaybetmeden masadakilerle kaynaştılar. İsimlerimizi not ettiler. Söylemeden geçemeyeceğim, çok enerjikler ve çok gençler. İkisi de California’da çalışıyordu. Benim masamın haricindekiler Rusya, Japonya, Amerika, Dublin gibi çok farklı yerlerden geliyorlardı.

Programın akışına göre her grubun yapması gereken şeyler vardı. Kendimize bir grup ismi bulduk. Önce ürünleri tartışacaktık iyi yönleri kötü yönleri nedir onu bulacaktık. Daha sonra bu ürünleri nasıl zenginleştirebileceğimize dair fikirler geliştirdik. Ürünün pazar payını nasıl arttırabileceğimize dair sorular sordular, ayrıca bunu sıfır bütçe ile yapmamızı istediler. Daha sonra daha spesifik olarak Türkiye’de ürünün kullanımını nasıl arttırabileceğimizi konuştuk. Son aşama olarak her masa 3 dakika sürecek bir sunum yaparak fikirlerini ana hatlarıyla paylaştı. Yaklaşık olarak 30 dakikalık bir sunumdan sonra fotoğraflar çekildi, promosyon ürünler dağıtıldı.

GMail kullanıcılarının sayısını arttırmak için sıfır bütçe ile yapılabilecek fikirlerden birkaçı şöyle:

Üniversitelerde gönüllü olan öğrencileri seçmek onları “evangelist” olarak atamak. Daha sonra Google amblemini taşıyan ürünlerle onları kampus içinde reklam panosu gibi kullanmak fikirlerden birisiydi. Bir başka fikir GMail adı altında geçecek bir oyun günü düzenlemek, böylece Google’a insanları bir parça daha yaklaştırmak, ürünü daha doğrusu markayı sevmelerini sağlamaktı. Benim kişisel fikrim sorunun kökenine inilmesi gerektiğidir. Bugün birçok insan Hotmail kullanıyorsa bunun sebebi MSN’dir., MSN’e rakip olacak popülerlikteki bir anlık mesajlaşma hizmeti sunan bir programın varolmayışıdır. Google öncelikle GTalk’u iyileştirmeli. Teknik işlerden anlamam ama GTalk’a MSN kullanıcı adımla girdiğimde MSN listem ve Gtalk listemi kombine halde açan yani böyle bir şeyi destekleyen altyapıya sahip bir anlık mesajlaşma programı geçiş için iyi bir yöntem olabilir. Kullanıcı GTalk interface’ine alıştıktan sonra iki tarafı destekleyen altyapıdan GMail tarafında doğru bir kayış denenebilir. Lakin Hotmailin elinde tuttuğu pazara ilk giren olma avantajı Google’ı zorlayacak gibi gözüküyor. GMailin kullanımını arttırmasına yönelik bir diğer fikir de Türkiye’de sevilen beğenilen çizgikarakterler ile GMail’i birleştirecek bir çalışma ortaya sunmaktı. Kötü Kedi Şerafettin’in GMail kullanması gibi bir örnek de verildi. Lakin segment öyle çok daralıyor ki pazarlama başarılı olsa bile getirisi çok az bir miktar olacak diye düşünüyorum.


Google Maps için de Türkiye için haritanın geliştirilmesi önerisi yapıldı, ayrıca yerel trafik yoğunluğu bilgilerinin işlenmesi, metroda LCD ekranlarda Google Maps hizmetinin sunulması önerildi. I-Phone’larda önceden Google Maps yüklenmesi önerisi getirildi.

Özetleyecek olursak, 2 saatlik bir süre içinde Google çalışanları taze beyinlerden, ki bunlar aynı zamanda Google’a dışarıdan bakan 3. göz olma özelliğine sahipler, taze fikirler edindi. Hem Google reklamını yapılabilecek en güzel şekilde yaptı, hem promosyon ürünler vererek gençleri sevindirdi ve onları birer reklam panosu olarak kullanma şansına erişti. Hem de biz bu fikirlerimizi herhangi bir karşılığı olmadan onlara verivermiş olduk. Ben zaten bütün fikirlerimi vermedim. Ayrıca İngilizce olan sunumda kendine güvenmemesi gerektiği halde güvenen bir cici kızımız tüm konuşmasının içine ıhmmm uhmm sözcükleri ekleyerek, İngilizcesinin yetersizliği sebebiyle (Bunu mu demek istediniz? Acizliğine) garip kelimeleri yan yana getirerek grubunu zor duruma düşürmüştür. Kendisinin Bahçeşehir Üniversitesi Lisans öğrencisi olduğu haricinde başka bir bilgim yoktur. Konuşma esnasında işaret parmağıyla saçını oynaması sürekli çocuk gibi sallanması, ve kişi başı 1 dk olan süreyi 6 dakika kadar uzatması ile dinleyicileri bıktırmış, kamera nerde diye sağa sola bakmamıza sebep olan tavırlarıyla çok güldürmüştür. Son bombası ise “Thank you for your listeners” olmuştur. Fakat Eren Bey gayet iyi biçimde durumu idare etmiş en ufak bir eleştiri içerikli yorumda bulunmamıştır. Salon da alkışlayarak olgunlukla olayı kapatmıştır. Kendisinin toplumda azınlık olarak gördüğümüz kitleyi örneklem içerisinde temsil ettiğini düşünüyorum ve bir istatistiğin ıspatı olduğu için kendisiyle gurur duyuyorum :)